zaman — is., Ar. zamān 1) Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım. Ö. Seyfettin 2) Bu sürenin belirli bir parçası, vakit Efendiler,… … Çağatay Osmanlı Sözlük
zaman bilimsel — sf. Zaman bilimi ile ilgili olan, kronolojik … Çağatay Osmanlı Sözlük
art zamanlı dil bilimi — is., db. Dil olaylarını değişik zaman ve evrim açısından ele alan dil bilimi … Çağatay Osmanlı Sözlük
eş zamanlı dil bilimi — is., db. Bir dilin zaman içindeki değişme ve gelişmesi sırasında, belirli bir dönemde ortaya çıkan olgularını inceleyen dil bilimi … Çağatay Osmanlı Sözlük
köken bilimi — is., db. Bir dildeki kelimelerin kaynağını gösteren, ne zaman ortaya çıktıklarını, nereden geldiklerini, hangi evrelerden geçtiklerini araştıran, kelimelerin hem biçim hem anlam tarihini ele alan dil bilimci dalı, etimoloji … Çağatay Osmanlı Sözlük
bilim — is. 1) Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim Benim sizden istediğim Türkçe yardım, bazı eski yazılı bilim ve tarih gibi ciddi… … Çağatay Osmanlı Sözlük
kronoloji — is., Fr. chronologie 1) Zaman bilimi 2) Zaman dizini … Çağatay Osmanlı Sözlük
gelecek — is., ği 1) Daha gelmemiş, yaşanacak zaman, istikbal, ati Karakteri ve zekâsı gelecek için insana umut ışığı veriyordu. H. E. Adıvar 2) sf. Zaman bakımından ileride olması, gerçekleşmesi beklenen, müstakbel Kız, gelecek baharda yine geleceklerini… … Çağatay Osmanlı Sözlük
siyaset — is., Ar. siyāset 1) Politika Siyaset alanında ismi zaman zaman çok geçen bir simadır. H. E. Adıvar 2) Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış Birleşik Sözler siyaset bilimi siyaset meydanı siyasetname açık… … Çağatay Osmanlı Sözlük
edim — is. 1) Yapılmış, gerçekleşmiş iş, amel, fiil Günlük yaşamımıza şöyle bir baksak, her edimimizin altında umutluluk bulunmadığını görürüz. M. C. Anday 2) fel. İnsan davranışı 3) huk. Alacaklının isteyebileceği ve borçlunun yapmak zorunda olduğu… … Çağatay Osmanlı Sözlük