- aksi hâlde
- zf.
Yoksa, öyle olmazsa, aksi takdirde
Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.
Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.
aksi — sf. 1) Ters, zıt, karşıt, olumsuz, menfi Salıncağın ipini sallandığı istikametin aksine çekti. O. C. Kaygılı 2) Uygun olmayan Kusura bakma abla! Aksi zamana rastladı. Gazozları yetiştiremedik. A. K. Tecer 3) İnatçı, hırçın, huysuz Ben bu aşçı… … Çağatay Osmanlı Sözlük
aksi takdirde — zf. Aksi hâlde … Çağatay Osmanlı Sözlük
aksi gibi — istenmediği hâlde, aksilik olarak Aksi gibi benim hiç durmadan esneyeceğim geliyor, hapşırmak istiyordum. Ö. Seyfettin … Çağatay Osmanlı Sözlük
hâl — is., li, Ar. ḥāl 1) Bir şeyin içinde bulunduğu şartların veya taşıdığı niteliklerin bütünü, durum, vaziyet Herkes hâline göre bir hediye verdi. H. R. Gürpınar 2) Davranış, tutum, tavır Bambaşka bir hâliniz vardır sizin. Merhametli bir insan… … Çağatay Osmanlı Sözlük
sonra — zf. 1) Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı Hadi sen git yağmur bastırmadan ben sonra gelirim. A. İlhan 2) Daha uzak ve ileri bir yerde Bahçeden sonra geriye dönerek biraz da sokaklarda dolaştık. R. N. Güntekin 3) Makam, sıra, değer… … Çağatay Osmanlı Sözlük
BESMELE — $ in kısaltılmış ismi. Müslüman her işine Bismillah ile başlar. Yani her işi Allah adına ve Allah için yapar. Atomlardan yıldızlara kadar her varlık da Allah adına ve Allah için hareket eder. İnsan da Bismillah diyemiyeceği, yani Allah ın emri ve … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
ÂDÂB — (Edeb kelimesinin çoğuludur.) Usul, yol, yordam, davranış kaideleri, terbiye. Ahlâk ve terbiyenin gerektirdiği konuşma ve hareket tarzı. Adaba uymayanlara edepsiz denir. Edipler edepli olmalı yani yazarlar, edebiyatçılar dine, ahlâka ve terbiyeye … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
İLLÂ — (İstisnâ edatıdır) Maadâ, olmadığı suretle, alel husus, mutlaka, illâ, meğer, aksi hâlde, ne olursa olsun, bâhusus, ancak (gibi mânalara gelir … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
VE-İLLA — Olmadığı hâlde. Yoksa. Aksi takdirde … Yeni Lügat Türkçe Sözlük