- olay çıkarmak
- hoş olmayan bir durum yaratmak, hadise çıkarmak
Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.
Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.
olay — is. 1) Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka O olaydan sonra bir daha yalnız kalmamıştık onunla. N. Cumalı 2) Önemli tarihsel olgu, fenomen Nötron bombası günümüzün olayıdır. Birleşik… … Çağatay Osmanlı Sözlük
hadise çıkarmak — olay çıkarmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
olay yapmak — bir olayı gereğinden fazla büyütmek, sorun çıkarmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
pay çıkarmak — bir olay veya durumdan gereken deneyimi kazanmak, tutulacak yolu belirlemek Bununla beraber muhtar, bu vakadan köyün davası için bir pay çıkarmayı ihmal etmemektedir. R. N. Güntekin … Çağatay Osmanlı Sözlük
maraza aramak — çekişmek, olay çıkarmak için bahane aramak İkinci yarıda herkesin dili bir karış dışarı çıktığı, maraza aradığı, çamurlaştığı zaman, seninki, oyuna yeni girmiş gibi terütaze koşar durur. H. Taner … Çağatay Osmanlı Sözlük
birbirine katmak — 1) aralarını açmak, aralarını bozmak, olay çıkarmak 2) karıştırmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
bela — is., Ar. belā 1) İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum Kumar, toplum için büyük bir beladır. 2) Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse Hayatta dipdiri yanmak belasından da kurtulmuştum. Y. K. Beyatlı 3) Hak edilen ceza Allah belasını… … Çağatay Osmanlı Sözlük
hadise — is., Ar. ḥādiṣe Olay Bir gece evvelki hadiseyi unutmak mümkün müydü? P. Safa Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller hadise çıkarmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
rezalet — is., Ar. reẕālet Toplumun duygularını inciten olay veya durum, kepazelik, maskaralık, rezillik Trafik düzeni rezalettir günden güne. N. Cumalı Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller rezalet çıkarmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
sonuç — is., cu 1) Bir olayın doğurduğu başka bir olay veya durum, netice Her koşu beklenilmeyen, şaşırtıcı bir sonuç verebilirdi. N. Cumalı 2) Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey Sınav sonucu. 3) Öz, özet 4) Bir yarışmada, spor karşılaşmasında… … Çağatay Osmanlı Sözlük