bilezik

bilezik
is., -ği
1) Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılan ve bileğe süs için takılan halka

Saçları o kalın altın bilezikler gibi yaldız sarısına boyalıdır.

- M. Ş. Esendal
2) İki borunun ucunu birleştirmeye yarayan halkaya benzer parça

Sonra ayağını yandaki su borusunun bileziğine koydu.

- Ç. Altan
3) Motor pistonlarına, yağlama, soğutma, özellikle sızıntıyı önleme vb. amaçlarla yerleştirilmiş, genel olarak dökme demirden yapılmış, uçları açık ve esnek halka
4) Mobilyaların ayak altlarına takılan kare, dikdörtgen, silindir, kesik koni vb. şekilli, pirinç veya nikel kaplı demirden yapılmış, iki ucu delik gereç
5) argo Kelepçe
Birleşik Sözler

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Игры ⚽ Нужна курсовая?

Look at other dictionaries:

  • altın bilezik — is., ği 1) Kola takılan ve pek çok türü olan, altından yapılmış süs eşyası 2) mec. Geçimi sağlayan sanat veya meslek Bileğimde keman gibi altın bilezik var. O. C. Kaygılı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bilak yüzük — bilezik, misam, dest i bend …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • KULB — Bilezik. * Bir yılan cinsi …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • hal hal — bilezik, altın …   Beypazari ağzindan sözcükler

  • μπιλετζίκι — το είδος βραχιολιού. [ΕΤΥΜΟΛ. < τουρκ. bilezik] …   Dictionary of Greek

  • belciug — BELCIÚG, belciuge, s.n. 1. Verigă de metal de care se prinde un lacăt, un lanţ etc. ♢ expr. A pune (sau a atârna cuiva) belciugul în nas = a pune stăpânire (pe cineva), a avea (pe cineva) în mână. (fam.) A (nu) fi câştigat la belciuge = a (nu) fi …   Dicționar Român

  • akıtma — is. 1) Akıtmak işi 2) Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke 3) Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • altın — is., kim. 1) Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au) Altın çok eski zamanlardan beri para basımında kullanılmaktadır. 2) sf. Bu elementten yapılmış Müsteşar,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bilezikli — sf. 1) Bileziği olan 2) Bilezik takmış olan Panjurun gölgesinde beliren altın bilezikli, zayıf bir kadın kolu gördüm. H. E. Adıvar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • burma — is. 1) Burmak işi 2) Sarığıburma tatlısının kısa söylenişi 3) Burularak yapılmış bilezik 4) sf. Burulmuş, burularak yapılmış, kıvrılmış Yoksa ben hiç de aptal, tutsak ruhlu, herhangi maskara herifin burma bıyıklarına hayran olan dişilerden… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”