çalkanmak

çalkanmak
nsz
1) Çalkama işine konu olmak
2) Deniz, göl dalgalanmak

Bu loş ve serin salonların altında Haliç'in denizliğini unutmuş, uslu suyu çalkanır.

- B. R. Eyuboğlu
3) mec. Coşmak
4) mec. Haber, söylenti herkesin ağzında dolaşmak
5) mec. Coşkunluk, hareketlilik içinde bulunmak

Herkes, her şey bir bahar sevinci içinde çalkanır durur.

- H. Taner

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Игры ⚽ Нужна курсовая?

Look at other dictionaries:

  • İRTİCAC — Çalkanmak. Heyecana gelme. * Sarsıntı. Muztaribane hareket etmek …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • çalkanma — is. Çalkanmak işi Mehtap âlemiyle bütün Boğaziçi nin çalkanmasına rağmen bu gecenin bir saz gecesi olacağını mutlaka herkes işitmiş olamazdı. A. Ş. Hisar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • MEVR — Başka te sirle bir şeyin dalga gibi gidip gelmesi. Çalkanmak. * Suyun yeryüzüne yayılması. * Hayvanlardan yün almak. * Yol, tarik. * Toz, gubar. * Rücu etmek, döndürmek …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • TEHEZZUK — Bir yerde karar etmeyip çalkanmak …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”