- alaşım
- is., kim.
Bir metalin belli oranlarda bir veya birkaç metalle ergimesiyle oluşan yeni metal, halitaBirleşik Sözler
Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.
Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.
ALAŞIM — Madenlerin eriyerek birleşmesi sonunda meydana gelen madde, halita … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
alaşımlamak — i Metale, alaşım elementlerini eriterek katmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
alfenit — is., di, kim., Fr. alfénide İçinde bakır, çinko, nikel bulunan ve çatal bıçak takımı yapımında kullanılan gümüşlü bir alaşım … Çağatay Osmanlı Sözlük
Alman gümüşü — is., kim. Çinko, bakır ve nikelden yapılan, gümüşü andırır bir alaşım, yeni gümüş, mayşor, alpaka (II) … Çağatay Osmanlı Sözlük
çelik yelek — is., ği Özel alaşım ve maddelerle kurşun geçirmeyecek biçimde yapılmış üst giysisi … Çağatay Osmanlı Sözlük
fakfon — is., kim., Alm. Packfong Bakır, nikel ve çinkodan oluşan gümüş görünüşünde bir alaşım … Çağatay Osmanlı Sözlük
halita — is., kim., esk., Ar. ḫalīṭa 1) Alaşım 2) mec. Birden çok ögeden oluşmuş karmaşık bir bütün Dede tecrübe neticesiyle her insanın zıt şeylerden yoğrulmuş bir halita olduğunu biliyordu. H. E. Adıvar … Çağatay Osmanlı Sözlük
kalay — is., kim. 1) Atom numarası 50, atom ağırlığı 118,7, yoğunluğu 7,29 olan, 232 °C de eriyen, gümüş beyazlığında, kolay işlenebilen, yumuşak bir element (simgesi Sn) 2) Kalaylanmış bir kabın üzerindeki alaşım tabakası Pencereye, elinde yeni kalaydan … Çağatay Osmanlı Sözlük
külçe — is., mdn., Far. kulīçe 1) Eritilerek kalıba dökülmüş maden veya alaşım On kiloluk altın külçesi. 2) sf. Eritilerek kalıba dökülmüş olan Yüzlerce yıllık gözyaşı, bir külçe altına değmez. F. R. Atay 3) Yığın durumundaki nesnelerin oluşturduğu küme… … Çağatay Osmanlı Sözlük
malgama — is., kim., Lat. Cıvanın herhangi bir madenle birleşerek yaptığı alaşım, amalgam … Çağatay Osmanlı Sözlük