iskelet

iskelet
is., Fr. squelette
1) İnsan ve hayvan bedeninin kemik çatısı, teşrih
2) Yumuşak bölümleri dökülmüş, ölü bir vücudun kemiklerinin bütünü
3) mec. Bir şeyi oluşturan temel çatı

Yanımızdaki genç, yolun ötesinde bir bina iskeleti gösterdi.

- F. R. Atay
4) mec. Bir eserin genel planı

Bir romanın iskeleti.

5) sf., mec. Çok zayıf
6) sf., mec. Kuru, çıplak

Yürüdük, yürüdük, yaprakları düşmüş iskelet bir ormanın içine geldik.

- Ö. Seyfettin
Birleşik Sözler
Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Игры ⚽ Нужно сделать НИР?

Look at other dictionaries:

  • İSKELET — Fr. Vücudun kemik çatısı …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • iskelet mobilya — is. Esas taşıyıcı kısımları masif ağaç malzemeden yapılan ve oturma grubuna giren koltuk, kanepe, sandalye, kolçaklı sandalye, sallanan koltuk vb. mobilya …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • iskelet gibi — çok zayıf …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • Hüseyin Rahmi Gürpınar — (August 17 1864 ndash; March 8 1944) was a Turkish writer and politician. BiographyGürpınar was the son of a family close to the Ottoman court, born in Istanbul. Having lost his mother at an early age, he was sent to Crete where his father was an …   Wikipedia

  • cephe gerisi — is. Savaş alanının gerisinde kalan bölge Atılmış portakal kabukları üstüne üşüşen şiş karınlı çocuklar, ekmek artığı kemiren iskelet kadınlar, ilk defa burada bize cephe gerisinin ıstırabını haber verdi. F. R. Atay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çatma — is. 1) Çatmak işi 2) Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça 3) Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılan yayla evi, Yörük çadırı 4) Bir çeşit döşemelik kumaş Sonra o çatma örtülü minderin üstüne… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kaburga — is., anat., Moğ. 1) Eğe kemiklerinin oluşturduğu kafes Yüreğinde heyecan büyüdü büyüdü, göğsüne sığmayan bir gürültü kaburgalarını parçalayacaktı. H. Z. Uşaklıgil 2) Eğe (I) 3) den. Gemilerde dış kaplamanın dayandığı iskelet Atasözü, Deyim ve… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kadit — is., di, esk., Ar. ḳadīd 1) Güneşte veya hafif alevde kurutulmuş et 2) İskelet 3) sf. Çok zayıf Gözlerini kadit elleriyle iyice ovdu. Ö. Seyfettin Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller kadidi çıkmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • mobilya — is., İt. mobilia Oturulan, yemek yenilen, çalışılan, yatılan yerlerin döşenmesine yarayan taşınabilir eşyalara verilen genel ad, möble Birleşik Sözler ağaç mobilya antika mobilya grup mobilya iskelet mobilya kaplamalı mobilya modern mobilya …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • şasi — is., Fr. châssis 1) Fotoğrafçılıkta içine duyarlı bir cam veya kâğıt konulan, yassı, ışık geçirmez kutu 2) Yapı işlerinde sürme çerçeve 3) Motorlu kara taşıtlarının iskelet bölümü …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”