bilgi tazelemek — bilinenleri yeniden gündeme getirip açıklamak, anlatmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
abdest tazelemek — abdesti bozulmadığı hâlde yeniden abdest almak … Çağatay Osmanlı Sözlük
nikâh tazelemek — 1) boşandığı kişiyle yeniden evlenmek 2) mec. bir işe yeniden başlamak … Çağatay Osmanlı Sözlük
bahsi tazelemek — konuşmayı aynı konu üzerine getirmek İki de bir, bahsi tazeleyip bir yandan da etrafı araştırıyordu. E. E. Talu … Çağatay Osmanlı Sözlük
yarayı tazelemek — üzüntüyü, sıkıntıyı, acıyı hatırlatmak, yeniden ortaya çıkarmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
el tazelemek — bir işte yorulan kimse yerine başka birini getirmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
abdest — is., din b., Far. āb + dest 1) Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma 2) İdrar ve dışkı yapma Küçük abdest. Büyük abdest. Birleşik Sözler… … Çağatay Osmanlı Sözlük
bahis — is., hsi, Ar. baḥṣ 1) Üzerinde konuşulan şey, konu Bu bahisleri bırakalım artık. P. Safa 2) Görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma 3) esk. Bir kitabın bölümlerinden her biri Birinci bahis.… … Çağatay Osmanlı Sözlük
bilgi — is. 1) İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat 2) Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf Babası, önce ona, Mazlume ve ailesi hakkında birçok bilgi vermişti. H. E. Adıvar 3)… … Çağatay Osmanlı Sözlük
el — 1. is., anat. 1) Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümü El var, titrer durur, el var yumuk yumuk / El var pençe olmuş, el var yumruk. Z. O. Saba 2) Sahiplik, mülkiyet Elden çıkarmak. Elimdeki bütün parayı… … Çağatay Osmanlı Sözlük