icra etmek

icra etmek
1) yapmak

Hiçbir felaket ona büyük bir tesir icra etmiyor.

- S. F. Abasıyanık
2) yorumlamak

Ankara Radyosu sanatçıları Hacı Arif Bey'den kürdilihicazkâr makamını icra ediyorlardı.

- H. Taner

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Игры ⚽ Поможем сделать НИР

Look at other dictionaries:

  • icra — is., müz., Ar. icrāˀ 1) Bir müzik eserini oluşturan notaları sese çevirme 2) huk. Borçlunun alacaklıya karşı yapmak veya ödemekle yükümlü bulunduğu bir şeyi adli bir kuruluş aracılığıyla yerine getirme Kirayı icra ile alabildim. İcra memuru. 3)… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • icrâ — (A.) [ اﺮﺝا ] 1. yürütme, yapma, yerine getirme. 2. yapılma, yerine getirilme, yürütülme. ♦ icrâ edilmek yürütülmek, yapılmak, yerine getirilmek. ♦ icrâ etmek yürütmek, yapmak, yerine getirmek …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü

  • eşlik etmek — 1) bir solist, bir çalgı veya orkestra ile birlikte müzik icra etmek, refakat etmek 2) beraberinde gitmek, arkadaşlık etmek, refakat etmek 3) beraberinde bulunmak Ona eşlik eden iyimserlik havası, yaşam sevinci bir an olsun bulutlanmasın… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ilamsız icra takibi — Elinde bir mahkeme ilamı bulunmayan veya bulunmasına rağmen ilamlı icra yoluna başvurmayan kişilerin, alacaklarını elde etmek için başvurdukları icra yolu …   Hukuk Sözlüğü

  • yorumlamak — i 1) Bir yazıyı veya bir sözü yorum yaparak açıklamak, tefsir etmek 2) Bir olaya, bir duruma bir anlam vermek, tabir etmek Hasan Bey istediği gibi yorumlayabilir, bu beni ilgilendirmez. H. E. Adıvar 3) müz., tiy. Bir müzik parçasını, bir tiyatro… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ADALET — Zulüm etmemek. Herkese hakkını vermek ve lâyık olduğu muâmeleyi yapmak. Mahkeme. Hak kanunlarına uygunluk. Haksızları terbiye etmek. İnsaf. Mâdelet. Dâd. Cenab ı Hakk ın emrini emrettiği şekilde tatbik etmek. Suçluya Allah ın emrini icra… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • vermek — i, e, ir 1) Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek Okumadığım zaman tavukların bahçesindeyim, yemlerini ben veririm. Ö. Seyfettin 2) Bırakmak veya bağışlamak Hırsımdan bazılarına bedava verdim, alın götürün,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • olcamak — yağma etmek, ganimet almak (olcaşmak) olcaş usulunu icra etmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • MUKABELE-İ BİLMİSİL — Karşılaştığı aynı muameleyi sahibine iade etmek, o kimseye aynı muameleyi yapmak. Mukabil hareketi karşısındakine icra etmek …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • REDD — Geri döndürmek, kabul etmemek, çevirmek, def etmek. * Bir şeyin karşılığını icra etmek. * Sözü selâset ve talâkatla eda edemeyip harfleri geri çevirerek konuşmağa sebep olan dilin tutukluğuna denir. * Cerhetmek. * Kötü ve fena şey …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”