- ayırt etmek
- -i, -den, -der
Birkaç şeyi birbirinden ayıran niteliği anlamak, tefrik etmek, temyiz etmek
Sade akıcı ve temiz aksanı ile değil davranışları ile de Türk'ten ayırt edemezsiniz.
- H. Taner
Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.
Sade akıcı ve temiz aksanı ile değil davranışları ile de Türk'ten ayırt edemezsiniz.
- H. TanerÇağatay Osmanlı Sözlük. 2010.
ayırt etme — is. Ayırt etmek işi … Çağatay Osmanlı Sözlük
teşhîs etmek — 1. ayırt etmek. 2. tanı koymak. ♦ teşhîs olunmak. ayırt edilmek … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
karakterize etmek — ayırıcı niteliğini ortaya koymak, ayırt etmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
tefrik etmek — ayırmak, ayırt etmek Yarım yamalak tahsilimle iyiyi kötüyü tefrik ediyorum, bu bana yeter. S. F. Abasıyanık … Çağatay Osmanlı Sözlük
temyiz etmek — 1) ayırt etmek 2) huk. mahkemelerce verilen kararın kanun ve usul yönünden Yargıtayda incelenmesini istemek … Çağatay Osmanlı Sözlük
fark etmek — 1) görmek, seçmek Boğaz ın sisle kaplı olduğunu ancak ön güvertede bir yer bulup oturunca fark etmişti. A. İlhan 2) anlamak, sezmek Öç almanın fırsatını yakalamış gibi konuştuğunu fark etti. T. Buğra 3) değişmek, başkalaşmak 4) ayırt etmek… … Çağatay Osmanlı Sözlük
numara — is., İt. numero 1) Bir şeyin bir dizi içindeki yerini gösteren sayı, rakam Kitap sayfasının numarası. 2) Ölçü Ayakkabısının numarasını gizliyor. 3) Benzer şeyleri ayırt etmek için her birinin üzerine işaret olarak yazılan sayı 4) Öğrenciye… … Çağatay Osmanlı Sözlük
tefrîk — (A.) [ ﻖیﺮﻔﺕ ] ayırma, ayırdetme. ♦ tefrîk edilmek ayırılmak, ayırt edilmek. ♦ tefrîk etmek ayırmak, ayırt etmek. ♦ tefrîk olunmak ayrılmak … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
anmak — i, ar 1) Birini veya bir şeyi akla getirerek sözünü etmek veya onu düşünmek, zikretmek, hatırlamak Onun bu fedakârlığını her yerde, her zaman minnetle anacağım. P. Safa 2) Bir sözü ağzına almak Hastalığın adını anmaktan korkuyor. 3) i, le Bir… … Çağatay Osmanlı Sözlük
tanımak — i 1) Daha önce görülen, bilinen bir kimse veya şeyle karşılaşıldığında bunun kim veya ne olduğunu hatırlamak Zarfın üstündeki yazıyı hemen tanıdı. H. E. Adıvar 2) Daha önce görmüş olmak, ilişkisi bulunmak, bilmek Onu bir de eski polisler tanır. S … Çağatay Osmanlı Sözlük